Kendini bir diğerinde tanımak, birlikte düşünmek, öğrenmek ve yeniden üretmek için: Gün, Bugün…

“Biz insanlarla ilgili en önemli gerçeklerden biri, hepimizin dünyaya bin çeşit yaşam sürdürmemize elverecek doğal bir donanımla gelmemize karşın, sonuçta ömrümüzü bunlardan ancak birini yaşamış olarak tamamlamazdır” diyor arkeolog Clifford Geertz. Onca hay huylu gezegende bizler de bu biricik yaşamı sürme gailesi içinde nereden bakıldığına göre değişmekle birlikte  “düşünen”, “kendini üretebilen”, “yargılayan”, “oyun oynayan” varlık gibi çok sayıda tanımla bir şekilde kesişiyoruz. Toplumsal ve ekonomik yaşamda çoklu roller içerisindeki “çalışan insan” tarafımız, belki de en çok yapılandırılmış halimiz. 

Çalışan insanı büyük ölçüde “kaynak” olarak konumlayan iş dünyası, çalışanıyla kurduğu bağı, bu konumlamanın ötesine taşıdığı ölçüde varlığını daha insana yakışır ve sürdürülebilir kılacak gibi görünüyor. Nasıl mı? Elbette, bu bağı birbiri için değer üretebilecek bir paydaşlık ilişkisi içerisinde ele alarak. 

Gönüllülük uygulamaları çalışanla kurum arasında nitelikli bağ yaratabilecek önemli unsurlardan biri. Çalışanın gününün önemli bir bölümünü alan mesai saatleri içine yerleşebilen gönüllülük uygulamaları; hem bireyin kendisine ve çalıştığı kuruma hem de bir toplumsal sorununun çözümüne yönelik değer üretebilir.

Araştırmalar gösteriyor ki diye başlayan ifadelerin iyiye ve gelişmişe yakın olan pek çoğunda olduğu gibi Türkiye, gönüllülük sıralamasında da epey gerilerde. Belli ki gönüllülük uygulamalarını önceliklerimiz arasına almakta zorlanıyoruz. Pek çok kurumun, şirket çalışanlarına bu tür açılımlar yaratmak üzere çaba gösterdiğini, ancak çalışan katılımını sağlamakta güçlük çektiğini biliyoruz.

Oysa ülkemizde çalışan gönüllülüğünü desteklemek üzere 20 yıldan fazla süredir çaba sarf eden gönüllü bir kuruluşumuz var: Özel Sektör Gönüllüleri Derneği. Dernek hedefini, şirketlerin insan kaynağının yetkinlik ve potansiyelini gönüllülük yoluyla toplumsal faydaya dönüştürmek olarak belirlemiş durumda. Kurumların içinde gönüllülük uygulamalarını geliştirmek için sistemler kuran Dernek, 35’ten fazla üyesi, 10 binin üzerinde aktif gönüllüsü ve 100’ün üzerinde sivil toplum kuruluşu ile güçlü bir gönüllülük ağına sahip. 

Çalışanlarla sivil toplum kuruluşları arasında bağlar kuran Özel Sektör Gönüllüleri Derneği, doğrudan yürüttüğü gönüllülük projeleriyle de çalışan gönüllülüğünün gelişimine katkı sunuyor. Dernek Başkanı Cenk Akıncılar mutluluğun anahtarı gönüllülükte diyerek ekliyor, “Gönüllülük yolculuğuna siz de katılın, Dernek olarak kurumunuzun gönüllülük potansiyelini belirleyelim, gönüllülük takımınızı kurarak bu alanda yürütebileceğiniz çalışmaların sürecini birlikte belirleyelim. Topluma fayda yaratmaya güzel bir başlangıç yapalım.”

Madem Clifford Geert’in dediği gibi yaşanacak bir tek yaşamımız var o halde birbirini dinlemeyi, dayanışmayı, ortaklaşmayı sağlamada eşsiz deneyimler sunabilecek gönüllülük uygulamalarını neden yanına tik atılacak bir iş olmaktan çıkarmayalım ki? 

Henüz bir gönüllülük sisteminiz yoksa, ya da iyi işlemiyorsa bu alana yeniden odaklanmak için kolları sıvayalım: İnsanın insana/doğaya/çevreye değebileceği alanlar yaratmak için gün, bugün.

Kendini bir diğerinde tanımak, birlikte düşünmek, öğrenmek ve yeniden üretmek için gün, bugün. 

Fadile Paksoy
Bu yazı, Brandmap Dergisi’nin Eylül – Ekim 2024 sayısında yayımlanmıştır.

Benchmark Blog